• LED Aydınlatma Armatür Fiyat Listesi
  • Teknik Doküman ve Broşürler
  • Arşiv
  • Arayın: (0216) 332 79 92
  • Send us Mail
  • Subscribe to our RSS Feed
  • Search Site

  • Ana Sayfa
  • LED Ürünlerimiz
    • Downlight – Ledli Gömme Tavan Armatürü
    • Alan ve Sokak Aydınlatma
    • Floresan Ledli Armatür
    • Halı Saha Aydınlatma
    • High Power LED Projektör
    • IRLED Güvenlik Kamerası Projektörü
    • Kanopi Aydınlatma
    • LED Akvaryum Aydınlatma
    • Led Armatürler
    • LED Endüstriyel Aydınlatma
    • LED Tünel
    • LED Projektör
    • LED Etanj Armatür
    • Vitrin Aydınlatma
    • Totem ve Tabela Aydınlatma
  • Hakkımızda
    • Vizyonumuz
  • Referanslar
  • Fiyat Listesi
  • İletişim

You are here: emgled.com.tr / Enerji Haberleri

Kategori Arsivi: Enerji Haberleri

Led’ yüzde 90 daha ucuz aydınlatıyor

21 Ara 2011 / 0 Comments / in Enerji Haberleri/by admin

Led aydınlatma kullanılan 3+1 konutta her ay elektrik faturasından ortalama 20 lira tasarruf ediliyor.

Güncelleme: 11:48 TSİ 24 Kasım. 2011 Perşembe

ANKARA – Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Enerji Komisyonu üyesi Orhan Örücü, led teknolojisinin hayatımıza yeni giren bir teknoloji olduğunu belirterek, ”led teknolojisi sayesinde bir evin elektrik giderlerinde ayda yüzde 30′u aşan oranlarda enerji tasarrufu sağlanabilir” dedi.

Led teknolojisinin çok düşük enerji tükettiğini ve ışık etkinliğinin yüksek olmasının yanı sıra çok uzun ömrü olduğuna dikkati çeken Örücü, led aydınlatma sistemlerinin her yerde kullanılabilme özelliğine sahip olduğunu söyledi.

Örücü, yaygın olarak kullanılan florasanların içerisinde sağlığa zararlı maddelerin olmasına karşın led ampullerde bunların olmadığını ifade ederek, ledlerin darbelere ve ısıya karşı da daha dayanıklı olduğunu, kolay montaj yapılabildiğini ve bakım maliyetinin de bulunmadığını kaydetti.

Yaygın olarak kullanılan ampullerin en büyük probleminin ”ısınma” olduğunu belirten Örücü, şunları kaydetti:

”Led ampullerde ısınma gibi bir problem yok. Son gelişen teknolojiyle beraber 120 derecelik bir açıya kadar ışık yayabilme özelliğine sahip. Ama en önemlisi çok büyük tasarruf sağlaması. Düşük voltajlı adaptörlerle mevcut aydınlatma kalitesi, hatta daha da yüksek kalitede aydınlatma sağlayan led teknolojisinin aile bütçesine katkısı yadsınamaz. Bu teknoloji, ayda 60 lira elektrik faturası ödeyen 3 artı bir büyüklükteki bir evde yaklaşık 20 liranın cepte kalacağı anlamına gelir.”

Tüketicinin bilinçlenmesi için meslek örgütleri başta olmak üzere basın yayın organlarına da görevler düştüğünü belirten Örücü, tüketicinin doğru yerde doğru fiyata doğru malı alması gerektiğini vurguladı. Örücü, led teknolojisi ürünlerinin çevre dostu ve yeni teknoloji ürünleri olduğu için fiyatının diğer ürünlere göre biraz daha pahallı olduğunu belirterek, ”Ancak led armatürleri diğer ürünlere oranla çok daha uzun ömürlü ve ledli ampullerin ısı sorunu olmadığı için de diğer ampullerde olan sorunlarla karşılaşılmamakta” diye konuştu.

”GELECEĞİN TEKNOLOJİSİ LEDLİ IŞIKLAR”
Ankara’da aydınlatma malzemeleri satan Bülent Köseoğlu ise ledli ışık sistemlerinin Asya ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyada yaygın halde kullanıldığına dikkati çekerek, yakın gelecekte ledli aydınlatma sistemlerinin diğer aydınlatma sistemlerinin yerini alacağını kaydetti.

”Çok iyi bir ampulün ömrü 2 bin saatken bir ledin ömrü 100 bin saatten fazla” diyen Köseoğlu, ”Ledler araba alarm sistemlerinde, televizyonda, bilgisayarda, reklam panolarında, turistik mekanlar ve dekoratif aydınlatma istenen yerlerde tercih ediliyor. Ledli aydınlatma sistemleri bazı belediyeler tarafından güneş enerjisiyle (solar) birlikte kullanılıyor. Ledlerin çeşitli ebat ve renklerde üretilmesi, çok düşük voltajlarla çalışması ve darbelerden etkilenmemesi gibi özellikleri kullanım alanlarını genişletiyor” diye konuştu.

Köseoğlu, bir ledli ampulün evde kullandığımız 60 wattlık bir ampulün sadece 3 wattı kadar enerji harcadığını belirterek, daha uzun ömürlü olan led teknolojisinin çok daha tasarruflu olduğunu vurguladı. Evinde ve iş yerinde diğer aydınlatma sistemleri yerine led teknolojisi ürünleri tercih ettiğini anlatan Köseoğlu, kendisinin bu sayede aylık 50 liraya yakın tasarruf ettiğini söyledi.

 

Kaynak:ntvmsnbc.com

“Sokak Lambalarında Led Aydınlatma Kullanılsın” Önerisi

21 Ara 2011 / 0 Comments / in Enerji Haberleri/by admin

Türkiye’deki sokak lambalarında ışık yayan diyot (LED)teknolojisinin kullanılmasıyla her yıl 500 milyon lira tasarruf sağlanmasının mümkün olduğu bildirildi.

Mustafa Yıldırım - Türkiye’deki sokak lambalarında ışık yayan diyot (LED) teknolojisinin kullanılmasıyla her yıl 500 milyon lira tasarruf sağlanmasının mümkün olduğu bildirildi.

Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde (MOSB) faaliyet gösteren SL Enerji Aydınlatma Elektrik Elektronikfirmasının Genel Müdürü Mahmut Bülbül, Aa muhabirine yaptığı açıklamada, elektrik dağıtım şirketlerine, sokak lambalarının enerji sarfiyatının karşılığı olarak 2009 yılında hazineden 500 milyon lira, 2010 yılında ise 1 milyar lira ödendiğini kaydetti.

Bülbül, söz konusu miktarın 1 yılda iki kat artmasının dikkati çekici olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

“Elektrik dağıtım şirketleri özelleştirilince sokak lambalarının sarf ettiği enerji miktarı doğru ölçülmeye başlanmış olabilir, bu birinci ihtimal. ya da şirketler 100 vatlık lambalar yerine 300-400 vatlık lambalar takmış olabilir. Bu konuda Sayıştay’ın başlattığı bir inceleme var.

Bizim bu konudaki önerimiz ise LED’li aydınlatma armatürlerine geçilmesi. Bunun yapılmasıyla ödenecekfaturanın tekrar 500 milyon liraya düşürülmesi, yani 500 milyon lira tasarruf sağlanması mümkün.”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın Türkiye’deki sokak lambalarının adım adım LED’e dönüştürülmesini istediğini bildiklerini kaydeden Bülbül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir Amerikan firması bu konuda Enerji Bakanlığında bir sunum gerçekleştirdi ve olumlu karşılık buldu. 11 milyon sokak lambasının bir anda LED aydınlatmasına dönüşmesi ciddi bir maliyet gerektiriyor. Bunu tek başına karşılayacak firma bulmak zor. Bu dönüşüm ancak kamu eliyle, kanuni düzenlemelerle, bundan sonraki alımlarda LED şartı konularak olabilir.”

Bülbül, bu dönüşümün sağlıklı bir şekilde yürütülmesinin ülke ekonomisine ciddi katkı sağlayacağını dile getirerek, “Bizim şirketimiz ve benzeri şirketler, bu dönüşümü yapabilecek bilgi ve nitelikte. Sadece bunun projelendirilmesi, hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu gerçekten bir ulusal dönüşüm projesi olarak bile değerlendirilebilir. Çünkü, hazineden her yıl çıkacak 500 milyon lira Türkiye için az değil. Elektrik dağıtımşirketleri kırılan, bozulan ya da ömrü dolan her yıl belli sayıda ürünü yeniden takıyor. Yeni alımların artık LED aydınlatma ürünü olması şartı getirilirse, istenen yumuşak geçiş yapılmış olur” dedi.

Bilkent’in ‘ışık teknolojisi’ne Avrupa’dan ödül

07 Mar 2011 / 0 Comments / in Enerji Haberleri, Genel Bilgi/by admin

Üstün renk özellikleri ile ışık teknolojileri alanında bir ilke imza atan genç araştırmacıların çalışması, 21. Yüzyıl Fotonik Teknolojileri Platformu’nca ‘en iyi’ seçildi.

Ulusal Nanateknoloji Araştırma Merkezi’nde (UNAM) Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hilmi Volkan Demir ve doktora öğrencisi Sedat Nizamoğlu’nun geliştirdiği nanoteknoloji tabanlı üstün renk özellikleri sağlayan ışık teknolojisi, Avrupa Birliği’nin 21. Yüzyıl Fotonik Teknolojileri Platformu’nca (Photonics21) ”En İyi Öğrenci İnovasyon Ödülü”ne layık görüldü. Read more →

Obama'nın iklim planı

10 Tem 2010 / 0 Comments / in Enerji Haberleri/by admin

Obama’nın iklim değişikliğiyle mücadele tasarısı açıklandı..

BBC Türkçe
Güncelleme: 07:31 TSİ 13 Mayıs. 2010 Perşembe

ABD hükümetinin uzun zamandır beklenen iklim değişikliği tasarısı açıklandı, fakat gözlemciler Kongre’de zorlu bir mücadeleyle karşılaşacağını söylüyorlar.

Senatör John Kerry ve Joe Lieberman tarafından desteklenen yasa tasarısı 2020 yılına değin ABD’nin atmosfere saldığı karbon gazını yüzde 17 oranında düşürmeyi hedefliyor.

Tasarıda ayrıca denizde petrol aramayı kısıtlayan önlemlerin hafifletilmesi teklif ediliyor, ancak Meksika Körfezi’ni etksi altına alan petrol sızıntısının ardından bu maddenin alacağı destek üzerinde soru işaretleri var.

Başkan Barack Obama’nın siyasi gündeminde iklim değişikliği ile mücadelenin önemli bir pay var.
Bugüne değin Cumhuriyetçi kanadın yoğun muhalefeti nedeniyle iklim tasarısı ardı ardına ertelenmek zorunda kaldı.

Muhabirler, mart ayında denizde petrol arama faaliyetlerini kolaylaştırıcı bir adım atan Barack Obama’nın bunun karşılığında Cumhuriyetçilerin iklim tasarısına desteğini kazanmayı amaçladığını bildiriyor.

Meksika Körfezi’ndeki sızıntı felaketinin ardından iklim değişikliği tasarısına, kıyıları açıklarında petrol platformlarının kurulmamasını isteyen eyaletlere destek sözü ilave edildi.

Ajanslar, kömürle işleyen termik santraller gibi karbon salımı yüksek tesislere yol açtıkları kirliliğin maliyetini ödemelerinin isteneceğini bildiriyor.

Fakat çiftlikler ve orta ve küçük boy işletmeler karbon vergisinden muaf tutulacak.

Tasarıda temiz enerji teknolojisini geliştirmek için şirketlere yılda 2 milyar dolar teşvik sağlanması planlanıyor.

Cumhuriyetçi kanadın muhalefetini aşmak için konduğu düşünülen bir diğer öneri nükleer enerji üretiminin artırılmasının planlanması.

Fakat göçmenlik yasalarının gündemin başına geçtiği şu günlerde iklim tasarısının ne zaman görüşülmeye başlanacağı bilinmiyor.

Bu yıl sonlarında yapılacak ara seçimlere kadar tasarının Kongre’nin gündemine gelmeyebileceği düşünülüyor.

Seçimlerden sonra ise Demok Parti’nin Kongre’deki sandalye saysından fire vermesi ve bu durumda iklim tasarısına muhalefetin daha da güçlenmesi ihtimali var.

İklimde ikinci tur

10 Tem 2010 / 0 Comments / in Enerji Haberleri/by admin

45 ülkenin Çevre Bakanları ve iklim uzmanları Bonn’da ikinci kez bir araya geldi.

Kopenhag’da yapılan Dünya İklim Konferansı’ndan ülkeleri bağlayıcı bir iklim anlaşması çıkmamıştı.

Kopenhag’da yapılan konferansta sadece  ülkelerin kendiliklerinden iklimi koruyucu tedbirler almaları hususunda mutabakat sağlanabildi. 2012 yılında süresi dolacak olan Kyoto Protokolü’nün yerine geçecek yeni anlaşma da taslaklaştırılamadı. Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre bu amaçla aralık ayında, Meksika’nın Cancun kentinde yapılacak iklim konferansı öncesi, ülkeler arası güven ortamının yeniden sağlanması ve bir eylem takvimi oluşturması için Bonn’da ikinci kez bir araya gelindi.

Bonn’daki iklim görüşmelerinin ilki nisan ayında gerçekleştirilmişti. Bonn’da liderlerin bağlayıcı kararlar alması beklenmiyor. Görüşmelerin öncelikli hedefi, karbondioksit salınımını azaltmak ve yerküre sıcaklığının artmasına karşı ortak önlemler almak. Almanya Başbakanı Angela Merkel görüşmelerdeki açılış konuşmasında “Yeni bir anlaşmanın zeminini oluşturacak, yerküre sıcaklığının artışını 2 dereceyle sınırlandırma hedefi önceliğini kaybetmedi. Ancak sürekli tartışıp, uygulanması mümkün olmayan teorik düşüncelere zaman harcamanın da anlamı yok” dedi.
Kopenhag’da yapılan İklim Konferansı’nı ‘uluslararası bir pazar yerine’ benzeten gözlemciler tarafından, katılımcı ülkelerin daha az ödün vermek için sürekli pazarlık yapıldığı belirtiliyor. Meksika Devlet Başkanı Felipe Calderon, insanlığın ciddi bir tehditle karşı karşıya olduğunu ve Cancun’da, Kopenhag’da yaşananların tekrar edilmemesi gerektiğini dile getirerek, ihmallerin kötü sonuçlar doğurup, durumun daha karmaşık bir hal alacağını sözlerine ekledi.

Kopenhag’da önerilen tedbirlerin tüm ülkelerce bilindiği halde dikkate alınmaması eleştirilerin başlıca kaynağı. Tüm uyarılara rağmen ülkelerin karbondioksit salınımını azaltma iradesi göstermediğinden söz ediliyor. Yüzyılın sonuna kadar yerküredeki sıcaklık artışının 2 dereceyle sınırlandırılabilmesi için karbondioksit salınımının önemli miktarda azaltılması gerekiyor. İklim bilimcilerin üstesinden gelinebilecek seviye olduğunu belirttikleri 2 derecelik ısınmanın, devletlerin birbirini karşılıklı bloke etmesi yüzünden artık hayal olduğu dile getiriliyor.

ABD Başkanı Baracak Obama’nın enerji yasası askıya alındı. Çin sera gazı emisyonunu azaltmak için ABD’nin ilk adımı atmasını şart koşuyor. Kalkınma halindeki ülkeler ise sanayi ülkelerinin tarihi sorumluluklarından bahsediyor. Ve sanayi ülkeleri de, helle ekonomik kriz döneminde iklimin korunmasının faturasını tek başlarına üstlenmeye yanaşmıyorlar. Bonn’daki ikli diyaloğunda bu düğümün çözülmesi zaten beklenmemekteydi. Petersberg diyaloğu anlaşma da doğurmayacak. Bonn buluşması ola olsa, yedi ay sonra yapılacak olan Cancun’daki dünya iklim zirvesinin de fiyaskoyla sonuçlanmaması için, karşılıklı güven ortamı yaratmaya yarayabilir.

Avrupa'nın iklimle mücadelesi

10 Tem 2010 / 0 Comments / in Enerji Haberleri/by admin

Avrupa Komisyonu, 1 Nisan’da yaptığı açıklamayla AB çapında sanayi tesislerinin CO2 salınımının 2009 yılında % 11 düzeyinde azaldığını bildirdi.

Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan bilgilere göre AB çapında sanayi tesislerinin toplam karbondiyoksit salınımı 2009 yılında 1.887 milyar ton olarak kaydedildi.

Euaroactiv’in haberine göre küresel ekonomik krizin sanayi üretimini ve enerji talebini düşürmesi nedeniyle bu miktar 2008 yılına kıyasla % 11 oranında düşüşe denk geliyor.

Açıklanan bu ciddi düşüş AB’nin iklim değişikliğiyle mücadele için belirlediği tavan hedefinin altında kalıyor.

Avrupalı şirketler bu sayede 80 milyon ton CO2′ye kadar salınım hakkı fazlasına sahip oldular. 

Çevreciler, şirketlerin bu dönemde sahip oldukları salınım haklarını 2013 sonrasındaki dönemde kullanmaya kalktıkları takdirde karbon fiyatlarının daha da düşmesinden ve resesyonun devamından endişe ediyorlar. 

Komisyon konuya ilişkin nihai raporunu gelecek ay yayımlayacak.

İklim değişikliğini önlemek için

10 Tem 2010 / 0 Comments / in Enerji Haberleri/by admin

Deutsche Welle’nin evsahipliğinde Küresel Medya Forumu yapıldı. Forumda 18 ülkede yapılan anketin sonuçları açıklandı: İnsanlar iklim değişimi konusunda endişeli ve  iklim değişimini önlemek için zararlı alışkanlıklarından vazgeçmeye hazırlar…

Deutsche Welle’nin düzenlediği, iklim değişiminin medyaya yansıması konulu Küresel Medya Forumu sona erdi. Küresel Medya Forumu’nda çıkan en önemli sonuç gazetecilerin iklim değişimi ve etkileri konusunda daha profesyonelleşmesi gerektiği oldu.

Deutsche Welle Televizyon Bölümü’nün Müdürü Christoph Lanz şunları söyledi: “Bu konuda hazırlanan medya haberlerinin daha iyi duruma gelmesi, gazetecilik kalitesinin daha artırılması gerektiğine odaklandık. İklim değişimi çok karmaşık bir konu olduğu için biz medya mensuplarının da kalite standart çıtasını yüksek tutmamız gerekiyor. Bizler yaptığımız işten emin olmalı, insanlar da bizim yaptığımız işe güven duymalı. Sadece kamuoyundaki görüşleri, ruh halini yansıtmak yeterli değil. Sorunları ve çözümlerini araştırmak, buradan çıkacak sonuçları da kullanıcıya, dinleyiciye, izleyiciye sunmaktır burada sözkonusu olan.”

Nitekim konferansa katılan Amerikalı bilimci Naomi Oreskes, bilimcilerin dile getirdiği görüşler ile bunların medyadaki yansımaları arasında çoğu kez çelişki oluştuğuna dikkat çekti. Oreskes, bunun, gazetecilerin bilgi eksikliğinden kaynaklandığına işaret etti. Bu yüzden de iklim değişimini fazla önemsemeyenlerin kamuoyunda çok etkili olduğunu belirten Amerikalı bilimci Oreskes, ‘ancak iklim değişimi bilimsel olarak kanıtlanmıştır’ dedi. 

Küresel Medya Forumu sırasında açıklanan, dünyanın dört bir yanındaki 18 ülkeden toplam 13 bin kişi ile yapılmış olan bir anketin sonucu, insanların iklim değişimi konusunda endişeli olduğunu ortaya koyuyor. Diğer bir sonuç daha var; o da, iklim değişimini önlemek için insanların zararlı alışkanlıklarından vazgeçmeye hazır oldukları saptaması. Örneğin birçok kişi, fiyatları yüksek olsa bile çevrenin korunmasını gözeten ürünleri satın almaktan yana.

Öte yandan Bonn’daki Küresel medya Forumu’nun kapanış gününde fotoğraf yarışmasını kazananlar da açıklandı. Çevresindeki iklim değişimine ilişkin belirtileri fotoğraflarla saptayan Hintli Sudipto Das, birincilik kazanan fotoğrafında ırmakta yüzen çocukları gösteriyor. Önce şirin bir görüntü gibi algılanan bu fotoğrafta, çocukların sular altında kalmış bir tapınağın çatısından suya atladıkları farkediliyor.

Foruma damgasını vuran isim ise meteoroloji uzmanı Mannava Sivakumar oldu. Sivakumar şu sözleriyle büyük alkış topladı: “Bu gezegende yaşayanlar olarak daha az ile yetinmeyi öğrenmeliyiz. Daha az ile yaşamayı öğrenmek zorundayız ki, diğerleri de hayatta kalabilsin.”

Üç gün süren ve 54 toplantıyı kapsayan Küresel Medya Forumu’nun son gününde kişisel bazı deneyimler paylaşıldı. Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı Müsteşarı Georg Schütte, kızına ilişkin yaşadığı bir olayı şu sözlerle aktardı: “Bazen çetrefil konulara açıklık getirebilmek için çocukların dilini kullanmak yararlı oluyor. Birkaç gün önce kızım bana ‘baba, lütfen ışıkları söndür, yoksa kutup ayılarını öldüreceksin’ dedi.”

Ekolojik ayak iziniz kaç numara?

10 Tem 2010 / 0 Comments / in Enerji Haberleri/by admin

İnsan sürekli doğadan alarak ve geriye atıklarını bırakarak daha ne kadar süre idare edebilir?

Ekolojik ayakizi kavramını, ilk olarak Dr. Mathis Wackernagel, Prof. William Rees ve arkadaşları öne sürdü.Bilim insanlarının akıllarındaki soru şuydu: İnsan sürekli doğadan alarak ve geriye atıklarını bırakarak daha ne kadar süre idare edebilir?

Bu sorunun cevabını bulduklarında, geriye kalan doğal kaynakların ölçüsünün öğrenilebileceğini ve doğanın sürekli tüketilmesini ve tahrip edilmesini önleyecek çözümler üretilebileceğini düşünüyorlardı. Böylece bir insanın atıklarının yok edilmesi de dahil olmak üzere, tüm gereksinimlerini karşılamak için kullandığı biyolojik alanı ölçen bir araç geliştirdiler.

Elde edilen ölçüye de ekolojik ayakizi deniyor. Ekolojik ayakizi, belirli bir toplumun tükettiği kaynakların üretimi ve atıklarının yok edilmesi için gereken, kara ve su alanlarının büyüklüğünü gösteriyor. Ayrıca, farklı insan etkinliklerinin çevre üzerindeki etkilerinin de anlaşılmasını sağlıyor. Üstelik, bu araç sayesinde hangi ülkenin, hangi kentin, hangi ailenin ya da hangi insanın ne kadar biyolojik alan kullandığı konusunda da bilgi elde etmek mümkün. İşin en ilginç ve önemli yanı da bu zaten. Çünkü, ne kadar tükettiğimizi ve tüketimlerimizin nelere yol açtığını bilmenin, bilinçli tüketim alışkanlıkları edinmemize ve tüketim konusunda seçim yaparken daha farklı düşünmemize neden olacağı kesin.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF-World Wildlife Fund), Yaşayan Gezegen Raporu’na göre, gezegenimizde kişi başına düşen biyolojik olarak üretken alan 1,9 hektar. WWF’in raporuna göre, sırasıyla Birleşik Arap Emirlikleri, ABD, Kanada, Yeni Zelanda, Finlandiya, Norveç… 8-10 hektar arasında değişen rakamlarla ayakizleri en büyük ülkeler. Ancak, kişi başına 2 hektarın üzerinde alan kullanan 50′den fazla ülke var. Türkiye’nin ekolojik ayakiziyse kişi başına yaklaşık 2,7 hektar.Başka bir biçimde ifade edecek olursak, dünyada herkes kaynakları bu seviyede tüketseydi bizi beslemesi için bir gezegene daha ihtiyacımız olurdu.

Ekolojik ayakizi kavramı, doğa koruma çalışmalarına katkıda bulundu. Ancak tüketim çılgınlığı devam ediyor… Bazıları buna “ekolojik aşırılık” da diyor…

“EKOLOJİK AŞIRILIK” NEDİR?
‘Ekolojik aşırılık’ terimi bir bölgenin ekolojik limitlerinden fazla olan tüketim seviyesini tanımlamak için kullanılır.

Başka bir deyişle, doğal kaynakları uzun vadede sürdürülemeyecek bir şekilde kullanıyoruz.

Bu kavram bir kişinin banka hesabına benzetilebilir. Kısa vadede birikimlerimizi kullanarak ya da kredi çekerek imkanlarımızdan fazlasıyla yaşayabiliriz, ancak buna devam edersek uzun vadede iflas kaçınılmazdır. Bu kişi bir noktada hem sadece kendi imkanlarıyla yaşamak zorunda kalmanın yanı sıra krediyi geri ödemek zorundadır.

Aşırıya kaçma dikkatleri insanların anlayabileceği bir sadelikte, limitleri olan bir dünyada yaşadığımız gerçeğine çekiyor

İnkar etmenin bedeli

10 Tem 2010 / 0 Comments / in Enerji Haberleri/by admin

Psikologlara göre bir çok insan  ”iklim değişikliği”ni kabul etmek istemiyor ve inkar ediyor.

Avustralyalı profesör Clive Hamilton, insanların büyük çoğunluğunun iklim değişikliğini inkar ettiğini söylüyor. Hamilton bu psikolojiyi İkinci Dünya Savaşı öncesinde İngilizlerin ve Almanların psikolojileriyle karşılaştırıyor ve “insanların davranışlarını değiştirebilmenin tek yolu onların korkularını aşmalarını sağlamak” diyor.

Telegraph’ın haberine göre Oxford Üniversitesi’ndeki bir konferansta konuşan Hamilton, insanların üç değişik şekilde reaksiyon verdiğini söylüyor. Bunlar da “inkar, duygusuzluk veya harekete geçme”…

İklim değişikliği konusunda ise, İngiltere’de küçük bir grubun iklim değişikliğini tamamen reddettiğini ve sera gazlarının sıcaklığın yükselmesine neden olmadığın inandıklarını söylüyor. Onlardan daha küçük bir grup ise iklim değişikliğini durdurabilmek için çalışıyor. Bu gruptakiler daha az et yiyorlar, hükümete iklim değişikliği konusunda baskı yapıyorlar ve daha az araba kullanıyorlar.

Profesör Hamilton, insanların büyük bir çoğunluğu ise bu konuyu düşünmek istemiyor, başkalarını suçluyor ve kendi hayatları ile ilgileniyor diyor. Hamilton bu duruma bir anlamda bilim insanlarının neden olduğu görüşünde. Bilim insanlarının verdiği çok sayıda korkutucu bilgi insanları bu konuyu düşünmekten uzaklaştırıyor. “İnsanları bu konuda korkutmamız gerektiği konusunda bir görüş var. Çünkü korkular insanları konudan uzaklaştırıyor. Ancak öyle bir noktadayız ki artık hepimizin bi korkuları aşıp harekete geçmesi gerekiyor.” diyor.

KAYNAK: NTVMSNBC

İklim korumaya tasarruf darbesi

10 Tem 2010 / 0 Comments / in Enerji Haberleri/by admin

Sanayi ülkeleri Kopenhag’da yapılan İklim Zirvesi’nde ödeyeceklerini taahhüt ettikleri rakamda kesintiye gidiyor.

Güncelleme: 10:29 TSİ 07 Temmuz. 2010 Çarşamba

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre, sanayi ülkeleri Kopenhag’da yapılan İklim Zirvesi’nde ödeyeceklerini taahhüt ettikleri rakamda kesintiye gidiyor. Alman hükümeti de tasarruf önlemleri kapsamında iklimi koruma yardımlarını azaltmayı hedefliyor. 

Sanayi ülkeleri geçtiğimiz Aralık ayında Kopenhag’da yapılan İklim Zirvesi’nde 2010-2012 yılları arasında iklim değişikliğinin az gelişmiş ülkelerdeki yıkıcı etkilerinin önüne geçmek için bu ülkelere toplam 30 milyar dolarlık yardım sözü vermişti. Bu yardımın üçte birini oluşturan yaklaşık 10 milyar euro AB ülkeleri tarafından karşılanacak. İklim müzakerelerinde AB’yi temsil eden  baş müzakereci Artur Runge-Metzger, AB’nin ödemeyi taahhüt ettiği bu mali yardımı toplayabileceği kanaatinde.

Runge-Metzger verilen sözlerin tutulması gerektiğinin önemle altını çizdi: “Bakanlarımızın da sürekli tekrarladıkları gibi gelişmekte olan ülkelerin güvenini kazanmak çok önemli bir husus… Yani verdiğimiz sözün arkasında durmalıyız. Kopenhag’ın yasal değil, siyasi bir yaptırımı söz konusu. Ancak siyasî yaptırımların da yerine getirilmesi en az yasal yaptırımlar kadar önem arz ediyor.”

Öte yandan sanayi ülkeleri birbiri ardına Kopenhag’da yapılan İklim Zirvesi’nde ödeyeceklerini taahhüt ettikleri rakam üzerinden kesintiye gidiyor. Örneğin Almanya Başbakanı Angela Merkel Kopenhag’da gelişmekte olan ülkelere yılda 420 milyon euroluk yardım sözü vermişti.

Uluslararası yardım örgütü Oxfam’ın iklim uzmanı Jan Kowalzig bu rakamın yeni bir meblağ olmadığına ve büyük bir bölümünün daha önceden ödeneceği taahhüt edilen yardımlardan oluştuğuna dikkat çekiyor: “Kopenhag’da Almanya’nın bu üç yıl içinde yapacağı yardımın 1 milyar 260 milyon euro yani yılda ortalama 420 milyon euro olacağı açıklanmıştı. Bu ilk bakışta çok yüklü bir miktar… Ancak bunun büyük bir bölümünü daha önceden verilmiş sözlerin tekrarlanmasından oluştuğu göz önünde bulundurulmalı. 2010 yılı için ön görülen paranın sadece 70 milyonu yeni, yani daha önceden başka bir yerde zaten ödeneceği taahhüdü verilmemiş.”

Kowalzig bu 420 milyon euronun içinde örneğin Başbakan Angela Merkel’in 2008 yılında Bonn’da yapılan Uluslararası Biyoçeşitlilik Konferansı’nda canlı türlerinin ve doğanın korunması için ödeme sözü verdiği milyonlarca euronun ve birçok eski taahhüdün de bulunduğunu kaydediyor.

Kowalzig Almanya’nın tasarruf önlemleri kapsamında 2011 ve 2012 yılı için ödeyeceği 70 milyon eurodan da kurtulmaya çalıştığını belirtiyor. İklim uzmanı birçok sanayi ülkesinin kısıntıları gerekçelendirmek için yaratıcı yöntemler ve hesap oyunları geliştirdiğini sözlerine ekliyor: “Hepsi değilse de birçok ülke bunu yapıyor. Mesela Fransa. Fransız yardımının büyük bir bölümü krediden oluşuyor. Fransa baştan beri vereceği kredileri de yardım toplamına dahil ediyor.”

Uzmanlar sanayi ülkelerinin hesaplarla oynayarak ilkim değişikliği görüşmelerinde alınan kararları tamamıyla çıkmaza sürüklemesinden endişe ediyorlar.

KAYNAK: NTVMSNBC

Page 1 of 6123›»

Kategoriler

  • Diğer (2)
  • Endustriyel Aydınlatma (4)
  • Enerji Haberleri (55)
  • Genel Bilgi (18)
  • High Power LED (3)
  • İç Mekan Aydınlatma (27)
  • İç Mekan Spot Aydınlatma (25)
  • Projektör (7)
  • Sokak Lambası (8)
  • Spot Aydınlatma (3)
  • Tünel Aydınlatma (2)
  • Ürünlerimiz (2)
  • Uygulamalar (13)

ARAMA

SON HABERLER

  • Ayakkabı Mağazasında İlginç LED AydınlatmaŞubat 28, 2012, 5:12 pm
  • Geleceği LED lambalar aydınlatacakAralık 21, 2011, 9:51 pm
  • Led’ yüzde 90 daha ucuz aydınlatıyorAralık 21, 2011, 9:49 pm

MENÜ

  • Ana Sayfa
  • LED Ürünlerimiz
  • Referanslar
  • LED Aydınlatma Armatür Fiyat Listesi
  • Teknik Doküman ve Broşürler
  • Arşiv
  • İletişim
© Copyright 2011 - emgled.com.tr
  • scroll to top
  • Send us Mail
  • Subscribe to our RSS Feed